Süleyman Şah'ta Kaçınılmaz Son

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Türkiye Suriye ilişkileri 4yılı aşkın bir süredir sürekli sorgulanıyordu. Ve sonunda iş Süleyman Şah Türbesi’nin ve onu muhafaza etmek üzere bölgede bulunan saygı karakolunun boşaltılması, personelinin tartışmalı bir şekilde geri çekilmesi, bayrağımızın indirilmesi ile sonuçlandı. Muhalefet meseleye oldukça sert tepki gösteriyor. MHP lideri bu uğurda Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’i bile karşısına almış durumda. MHP’nin bu tavrı ortalığın daha da karışacağına bir işaret olabilir. Malum 7 Haziran’daki seçimlere gidilen bir süreçte MHP’nin buna ihtiyacı da olabilir ama Ankara’daki gerginliğin sosyal hayatta onarılmaz bir hasara yol açması endişe verici. Peki işin bu kadar abartılmasının altında yatan sebepler neler? Muhalefet “vatan toprağı terk edildi” noktasına nasıl geldi. Bence sorunun temelinde hükümetin özellikle Ortadoğu ile ilgili son yıllarda izlediği politika var. Hatırlayalım,Türkiye batı ile olan ilişkileri neticesinde İslam ülkelerine örnek olabilme özelliğinden dolayı vitrinde tutuluyor, bu durum Ak Parti’ye sahte bir kabadayılık yüklüyordu. Erdoğan ve Davutoğlu her konuşmalarında Türkiye’nin bölgenin baş aktörü olduğunu belirtiyor, tabiri caizse racon kesiyorlardı. Bu durumun gerçek hayatta olup olmadığı Süleyman Şah olayında ortaya çıktı. Türkiye Suriye’de meydana gelen olaylarda ne kadar etkili ve operasyonel bir durumda olduğunu göstermiş oldu. Muhalefetin asıl kızgınlığı bence buna. Yani bir taraftan asıp keseceksiniz, bölgede benden izinsiz kuş uçamaz havasına gireceksiniz, diğer taraftan 30-40 km içerde sizin toprağınız olan alanı koruyamayacaksınız, İşte kızgınlığın esas sebebi bu.

Peki bu duruma nasıl gelindi? Sebep basit. Türkiye özellikle Suriye politikasını yanlış kurguladı. Adımlarını ve dostluklarını yanlış hesaplara göre dizayn etti, şimdi ise kaçınılmaz sonu yaşıyor. IŞİD bölgede tamamıyla batının bir projesi olarak karşımızda ve biz onunla mücadele için Suriyeli ılımlı muhalefeti eğitip donatmak için ABD ile protokol imzalıyoruz. Bunu akla uygun bir şekilde izah edebilecek bir varsa beri gelsin.

Süleyman Şah operasyonu askeri anlamda başarılı olabilir ama bu zafer nidaları da neyin NESİ Allah aşkına? Ak Parti hükümeti Suriye ilişkilerini yeniden dizayn etme muhasebesini topluma açıklamadıkça muhalefetin Süleyman Şah tepkilerinin dozu daha da artacaktır.

Bu arada Malatya’da düşen 2 uçağımızda hayatını kaybeden pilotlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bu kritik dönemde bu uçakların düşmesi haliyle soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Acaba bu uçaklarda kullanılan haberleşme ve elektronik sistemleri hangi şirketlere ait? Bu şirketler eğer yabancı şirketlerse bunların uçakları kontrol etme, müdahale etme gibi bir durumları olabilir mi? Uçaklarımızdaki dost düşman tanımlamalarını Türkiye kendine özgün bir hale getirebildi mi? İşin içinde İsrail’in veya ABD’nin ne kadar payı vardır? Türkiye kendi ayakları üzerinde durmadan bu tür olaylarla karşılasması o kadar kaçınılmazdır vesselam…

25 Şubat 2015 | İstanbul