Covid-19 Virüsü Çıkarılma Nedenleri Üzerine Sayıklamalar

ilhami ünal

Çin'in Wuhan kentinden çıktığı iddia edilen Covid-19 virüsü 11 ayı geçmesine rağmen biyolojik bir silah olarak mı üretildi, yoksa kendiliğinden ortaya çıkan bir virüs mü olduğu halen tartışılmaya devam ediyor.

Biyolojik bir silah olarak ortaya çıktığını iddia edenler dünya nüfusunun hızla arttığını ve bu şekilde devam etmesi halinde yaşanabilir bir dünya olmaktan çıkılacağı iddiası ile gündeme geldiler. Bu nedenle Covid-19 virüsü ile işe yaramaz emekli ve yaşlı nüfusla birlikte hastalıklı bireyleri de ortadan kaldırarak dünya nüfusunu ciddi bir şekilde azaltmayı düşündüklerini iddia ediyorlar. Bu düşünce sosyal medyada hatırı sayılır bir kitle tarafından kabul görüyor. Kapitalist, materyalist ve emperyalist akla sahip olan bu ortak akıllıların kendi ülke insanına canice işlenecek böylesi bir toplu katliama girişeceklerine benim aklımı almıyor.

Covid-19 ile ilgili bugüne kadar söylenenler ve yazılanlardan farklı olarak bir başka nedenini burada ifade etmek istiyorum. "Avrupa ve Amerika için bir tehdit olan mülteci göçünün hız kazanması"

Son 20 yıllık sürece dünyadaki var olan vekalet savaşları sonucu oluşan kaçak mülteci göçü penceresinden bakarsak daha farkli bir açı yakalamış oluruz, diye düşünüyorum. Şöyle ki; Ortadoğu ve Asya ülkelerinde oluşturulan kaoslar sonucu Avrupa ülkelerine yönelen hızlı göçlerin yanında Amerika için sınır kapılarına dayanmış mülteciler bu işteki en önemli senaryo gibi geliyor.

Bir taşla birkaç kuş vurmayı düşünen Avrupalı uzmanlar! Sars ve Mers-COV karşımı veya ondan daha üstün bir virüs üreterek üçüncü dünya ülkeleri gibi açlık ve sefalet içinde yaşayan nüfusu azaltmayı düşünmüş olabilirler. Dikkat edilirse Covid-19 virüsü genellikle bağışıklığı düşük insanlar üzerinde öldürücü etkisi oluyor. İngiltere, Fransa ve Amerika gibi sömürüye dayalı zihniyete dayalı ülkelerin yeraltı kaynaklarıyla zengin ülkelerde kurdukları sömürü düzenlerini kaybettikçe vekalet savaşları ile o ülkeleri kaosa sürüklemeye dema ettiler, etmeye de devam ediyorlar. Bu kapitalist ülkeler kendi oluşturdukları zorbalıkları sonucu mülteci krizi ile karşı karşıya kaldılar. Uzun yıllardan beri Almanya, Fransa ve Amerika gibi "gelişmiş ülkeleri!" tehdit eden mülteci akımı Covid-19'un biyolojik bir silah olarak ortaya çıkarılmasında ciddi bir rolü olduğunu düşüyorum.

Tabi kaçak mülteci akımını tek neden olarak görmek mümkün değil.

Bir yıllık pandemi süresince günlük hayatımızdaki gözle görülür değişikliklere bakıldığında, uzun süreli yapılan bir planla ulaşmak istedikleri sonuçlara adım adım yaklaştıkları artık netlik kazanmaktadır.

  • Covid-19 ile tüm dünyada oluşturdukları pandemi ile bağışıklık sistemleri düşük ülkelerde ciddi bir nüfus azalmasına sebep olmak,
  • Kendi ülkelerinde ekonomiye yük olan yaşlı ve emekli nüfusu yok ederek devletlerin ve sigorta şirketlerinin üzerinde yükü azaltmak,
  • Arka planda bir veya birden fazla hastalığı olan bireylerin ölümleriyle sağlık sisteminde oluşturduğu yükü azaltmak,
  • Korku imparatorluğu oluşturarak ve ölüm korkusu salarak insanları e-ticaret ve bankacılık sisteminin oluşturacağı yeni dijital terörizme mecbur bırakmak.
  • Yapılacak algı oyunlarıyla üretim ve ticareti zayıflatmak. Bu sayede üçüncü dünya ülkelerinin ekonomik iflaslarını sağlamak. Devlet tahvilleri ile İMF gibi emperyalist para babalarının merhametine bırakmak.
  • Bireyin sosyal hayatını sıfıra indirerek internet ortamına mahkum etmek. Yalnızlaşan bireyi sosyal platformlarla kontrol altına almak. Her bir bireyin düşüncelerini ve eylemlerini kayıt altına almak, yönlendirmek, sömürmek

    Benim düşündüğüm ama burada ifade etmekten korktuğum daha birçok sebepleri de saymak mümkün. Görülen o ki bu işi planlayanlar ekonomiden sağlığa, bilişimden bankacılık ve sigorta sektörüne kadar bir çok emperyalist fikrin bir araya gelerek oluşturduğu kendilerince mükemmel bir plan.

    Ne kadarını gerçekleştirecekler, onu da zamanla göreceğiz.


  • Yazdır   e-Posta