Eğitim sistemi; mutsuz, umutsuz ve huzursuz nesiller yetiştiriyor

Mesut Ünal

İnsanın serüveni kendisini aramaktan ibarettir. Bu yolculukta 'Din ve Sanat' vazgeçilmez iki kılavuzdur. Din insanın mevcudu anlamasına, sanat ise kendini anlatmasına fırsat tanır. Dinden uzak yaşayanlar kimsesizliğin girdabında, sanattan uzak yaşayanlar ise taassubun karanlığında kaybolur.

Eğitim, insanın tekamül etmesine vesile olması gerekirken, ötekileşmenin sebebi oluyorsa, yeni şeyler söylemek gerekir. Sanata ilgisiz imam-hatip okulları da, din ve kelam eğitiminden uzak lise eğitimi de insanımızın yetkinliğine hizmet etmemiştir.

Eğitim sistemi; ezberlemenin insanı bilgi sahibi kıldığı ve zekâ'yı geliştirdiği savı üzerine kurulmuştur. Müfredat derslerini ezberlemek, sınanmak, sınıf geçmek ve diploma sahibi olmak esastır.

İnsan fıtratını tanımak ve kendi becerilerinin farkına varmak için bir etkinlik ve faaliyetin yer almadığı bu sistemde; okul disiplini ile anne/baba hatırı ikileminde bocalayan gençlerin tek beklentisi; okulun bir an önce bitmesidir. Okul ve eğitimden keyif almayan gençler için çıkar yol da ya aymazlık ya da serkeşlik tir.

Eğitim sistemi; mutsuz, umutsuz ve huzursuz nesiller yetiştiriyor. İlköğretim sonrası iyi bir liseye kayıt olamayan gençler; o günden sonra eğitim heyecanı ve insanlık itibarlarını yitiriyor. Aile ve akrabanın nezdinde değerinin azaldığını hisseden genç; kayıt olduğu lise eğitimcilerinden bile aşağılayıcı eleştiriler duyabiliyor.

Eğitim, gençleri hayatlarını kazanmaya ve yaşama hazırlayacak yerde, onları başarıya ulaşmak için en ufak bir gayret gerektirmeyen devlet memuru olmaya hazırlıyor. İnsanın yaşaması ve hayatta kalabilmesi için elzem olan mesleki eğitim itibarsızlaştırıldığı için, gençler meslek eğitimi almak istemiyor. Bilgi ve becerilerinin farkına varmadan lise ve üniversite eğitimini tamamlayan gençler için tek seçenek; gelecek endişesi taşımayacakları memuriyet kalıyor.

Devletin diploma sahibi herkesi istihdam etme imkânı yoktur. Yüzbinlerce genç elinde diploma ile devletten iş talep ederken, yönetimlerin korkulu rüyası haline gelmektedir. Devlet; istihdam ettiği memuru performansına bakmadan beslemek mecburiyetinde bırakılırken, istihdam imkânı bulamayanların da devlet/ hükümet düşmanı olmasına zemin hazırlanmış olmaktadır. Bu haliyle eğitim sistemi, devletin bekasına ve milletin sefasına hizmet etmemektedir.

Hayatta başarılı olmanın en temel şartı; bilgi, mantık, deney, tecrübe, girişim ve en önemlisi karakter sahibi olunmasıdır. Ezberciliğe dayanan bu sistemin gençlere karakter kazandırması mümkün değildir.

Mezun olduğu fakültenin diplomasını aldıktan sonra, ders kitaplarını çöpe atan gencin ruh halini nasıl izah edebiliriz? Genç; zulüm olarak addettiği öğrenme eziyetinden kurtulunca, ezberlediği her şeyi zulme aracı olan kitaplarıyla birlikte çöpe atmıştır.

En başarılı öğrenciler annesi mutlu olsun diye çalışanlar içinden çıkar. İkinci sırada babanın sıkıntısına çare olmak isteyen öğrenciler yer alır. Üçüncü sırayı sevdiğine kavuşmanın ancak başarı sayesinde olacağını idrak etmiş olanlardan çıkar. Yani bizim öğrencilerimiz başarıyı kendisi için istemez. Başarılı bir eğitimden sonra geçinmek için iş bulma derdine düşen genç, iş bulsa bile ezilmiş ve kırılmış olarak başladığı bu hayattan lezzet almaz. İşine de faydası olmaz, kendisine de...

Mesut Ünal


Yazdır   e-Posta