Polis ya da git bildiğin yere...

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

İki anekdot aktaracağım; Almanya’dan. İki taksi şoförü arkadaşımdan.

1. Bir gece vakti alkollü bir Alman arabasına binmiş, çek şuraya demiş. Şuraya gelince adam taksi ücretini ödememiş. Ufak bir tartışmadan sonra arkadaşım polisi aramış. Biri hanım iki polis gelmişler. Adam sarhoş. Param yok, bulamıyorum diyormuş. Polisler lütfen şu cebine de bak, lütfen bu cebine de bak diyorlarmış. Arkadaşım kenara çekilmiş izliyormuş. Bu ‘lütfen’ler epey zaman almış ve sonunda hanım polis elindeki on markı sallayarak arkadaşıma muştuyla gelmiş: “Aldık! Aldık”.

2. Bu arkadaşım da gene gece geç saatlerde bir Alman’ı arabasına almış. Alman, taksicinin Türk olduğunu anlayınca yol boyu aşağılamış onu: “Sizi fırınlara göndereceğiz”.

Adamı indirirken aşağılamalar devam ediyormuş. O yerde bir başka taksi durağında nöbetçi bir Alman şoför duymuş bunları. Müşteri arayınca, giderken; “Beni tanık göster” demiş.

Polis çağırılmış, Alman götürülmüş. Sonunda da 1000 Mark cezaya çarptırılmış; avukatı özür dilediği halde.

Bu, elbet bizim Akçadağlı’nın, traktörün römorkunda kasabadan ayrılırken, hemşerilerine; “Uşax! Vukuat çıkaxarsa beni şahat (şahit) yazmayı unutman ha!” demesine benzemiyor. Çünkü, Alman mahkemeye gelip vatandaşı aleyhine tanıklık yapmış.

Gözümün nuru oğlumu hayata alışsın diye bir işe (hamallık gibi bir şeydi) soktum. Bir ay kadar sonra işine son verip parasını vermediler. İşyerinin muhasebecisiyle telefon irtibatı kurdum: “Beş kuruş vermem” diyor. Kendimi iyi tanıdığım için mahallemizin Çinili Karakolu’na gittim. Durumu anlattım. “Biz karışmayız; mahkemeye git” dediler.

“Şimdi gidip o adamı öldürsem gelir misiniz” dedim (saraka yaptıklarını sanmıyorum): “O zaman geliriz” dediler.

Ülkemizdeki kadın cinayetlerinin öteki gelişmiş ülkelere oranla neden bu kadar yüksek olduğunu hiç düşündünüz mü? Cehalet mi. Yanıldınız. Kadın gidiyor polise: “Kocam beni öldürecek” diyor. Polis ağabey: “Anam bacım evine git” diyor, “Her ailede böyle şeyler olur”. (Baba polis). Ve kadın, koca tarafından öldürülüyor.

(İkide bir Almanya dediğim için beni Batı komplekslisi olarak düşünmenizin kendi açımdan hiçbir sakıncası yok.)

Almanya’da değil kadının kocasını şikâyeti, komşunun şikâyetiyle çocuk ailesinden alınıyor; Bu aile çocuğa şiddet uygulayabilir diye.

Benim de Ahmet Haşim gibi mubarek entelektüel ağabeylerim olduğu gibi, sosyolojinin lümpen dediği bir milyon arkadaşım da olmuştu. Onlardan birini aradım ve ertesi gün çocuğumun alınteri parasını teslim ettiler. (Muhasebeci kendi cebine atacakmış) Efendiler! Lütfen bir daha bana; “Niye çek-senet mafyası var” demeyin; kızarım. Yaşamayan bilmez.

Kanundan, yasadan anlamadığım için, cehaletim ortaya çıkmasın diye az önce 1934 tarihli Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’na baktım. Olaki Avrupa’daki yasalardan bizimki farklıdır diye. Yok. Yasanın birçok yerinde polisin, ‘önleyici’ tedbirleri almakla görevlendirilmiş olduğunu gördüm. Yani şu: Vukuat varsa polis gelir değil; olması muhtemel veya oluyorken polis işe el koyar diyor; aynen Almanya’daki gibi.

Bu arada şunuda söyleyeyim: Batılı, trafikte park sorunu yüzünden tartışma yaşıyorsa, taraflardan biri “polis çağırıyorum” diye elini telefona atmasın; sorun hemen çözülür.

Hayır; polis devletini önermiyorum gördüğünüz gibi, gelişmiş demokrasilerdeki polisin hizmetinden bahsediyorum.

Ülkemizde böyle bir şey yok. Bir gün bir tanıklık için Kadıköy Karakolu’ndayım. Nöbetçi genç polis yüksek sesle homurduyor: “Bu ne yahu; her gelen rakı kokuyor.’’ Ben, Tanrı’nın, kullarının alkol almasından razı olmadığına iman eden biri olduğum halde içimden: “Bu adam taraf yahu” dedim “işin başından”. Sonra bunun amirlerini, müdürlerini düşününce irkildim.

Başörtüsünün inanan kadının inancının gereği olduğuna inandığım halde, gençliğimden beri İran’daki başörtüsü dayatmasıyla işbu Türkiye dayatmasının aynı şey olduğunu söyledim.

Git bildiğin yere şikâyet et

Buna benzer bir tümce belki Somali ve benzeri ülkelerde vardır ama hiçbir gelişmiş demokraside böyle bir efelenme göremezsiniz. Bu bize has bir tümce. Niye: Saldırgan, suçlu, mütecaviz, her kimse şundan emin: Polis karışmaz ve mahkemenin celbinin en az bir sene süreceğini mağdurun biliyor olması; dört sene sonra sonuçlandığında da bir şey çıkmayacak olmasını bilmesi bir yana.

Az önce andığım, Almanya’da cereyan eden olayda, ‘suçlunun özür dilemesine karşın’ adam, bir ay içinde 1000 Mark cezaya çarptırıldı.

Özetliyorum. Bizde polisin görevi, vatandaşın huzurunu bozulmadan sağlamak, mümkün belasını savmak, bireyi mütecavizin elinden almak değil: Vatandaşa karşı devleti korumak. Nasıl ki TSK tabancasını dış düşmana karşı vatandaşı korumak için değil; vatandaşa çevirerek devleti koruyacak şekilde yapılanmışsa.

Sonrası Diyarbakır.